ŞehaDete Vurqunum
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.
ŞehaDete Vurqunum

Boş sözLerLe DeğiL yürekten payLaşımLarımızLa Rabbimin kapınının önünDe Durupta her vuruşta ses qetirmeye YüreğimizDen yüreğinize kör qözLerin açıLmasına bir ayDınLık Kuran ve sünnet ışığınDa Hakkın sesi oLmaya qeLDik
 
AnasayfaLatest imagesAramaKayıt OlGiriş yap

 

 "Sen namazı boş ver benim kaLbime bak! "

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ŞehaDete Vurqunm MücahiDe
Admin
ŞehaDete Vurqunm MücahiDe


Mesaj Sayısı : 294
Kayıt tarihi : 31/08/09
Nerden : istanbul

"Sen namazı boş ver benim kaLbime bak! " Empty
MesajKonu: "Sen namazı boş ver benim kaLbime bak! "   "Sen namazı boş ver benim kaLbime bak! " I_icon_minitimeÇarş. Ekim 20, 2010 3:58 pm

Sen namazı boş ver, benim kalbime bak!

Bazılarına namaz kılmaları tavsiye edildiğinde “Sen namazı boş ver, benim kalbime bak!” gibi bir savunmayla karşılaşıyoruz Bu söylenilen ne derece doğrudur?
“BENİM KALBİM TEMİZ”, “Sen benim kalbime bak”, “İçin temiz olsun yeter” gibi sözlere sığınan bazı insanlar, ibadeti, namazı, tesbihi, zikri pek önemsemez, “olmasa da olur” gibi bir yaklaşım sergilerler

Oysa kalbin sahibi Allah’tır

Kalbi kim yaratmışsa, onun temizlik hükmünü de ancak O verir Bunun için bir insanın kendini “temize çıkarması” yetmez Üstelik temize çıkarmakla da temize çıkmış olmaz; gerçekte temiz olmalı

Bu düşünceye sahip olan kişileri Kur’an anlatırken der ki:

“Görmüyor musun, kendisini temize çıkaranları? Oysa Allah dilediğini temize çıkarır, hiç kimse de kıl kadar haksızlığa uğramış olmaz” (Nisa, 4:49)

Mütevazı olan kimse “Ben mütevazı bir kişiyim” diyemez, ihlâslı olan kişi de “Ben ihlâslı bir insanım” diyemeyeceği gibi…
Yine bir kimse, “Ben iyi bir adamım”, “Ben hayırlı bir kimseyim” diyerek kendini öne çıkaramaz, çıkarmaması gerekir

Bu açıdan “Ben temiz kalpli bir kişiyim, benim kimseye bir kötülüğüm yok” gibi sözlerle bir insan kendini anlatamaz Çünkü kim bu faziletleri sahiplenerek dile getirirse, o faziletlerden yoksun olduğu ortaya çıkar

Kur’an’ın ifadesiyle, “Siz kendinizi temize çıkarmayın Kimin takva sahibi olduğunu en iyi O bilir” (Necm, 53:32)

“Temize çıkmak” Allah katında hâlis ve takva sahibi bir kul olmak anlamına geliyor Bir insan takva sahibi olmaya çalışır, takva üzere bir hayat yaşar, ama kimin gerçek anlamda muttaki olduğunu ancak Allah bilir Bu da ancak Allah’ın lütfu ve rahmeti sayesinde olur

“Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, ebediyen hiçbiriniz temize çıkamazdınız Fakat Allah dilediğini temize çıkarır” (Nur, 24:21) âyeti bu gerçeği dile getirirken, insanın sahip olduğu bütün nimetlerin, manevî hallerin, ahlakî üstünlüklerin bütünüyle Allah’ın bir ikramı ve ihsanı olduğunu anlatıyor

Âlâ Suresi’nde ise, “Temize çıkan kurtuluşa erdi” âyetinin devamında, “Rabbinin adının anıp namaz kılan” âyeti gelir ki, gerçek anlamda temizliğin iman ve namazdan geçtiği bildirilir

Zaten Kur’an’da imanla birlikte namazın geçtiği, imanla namazın peş peşe, yan yana bulunduğu birçok âyet vardır

Kalbin temizlenmesi, ruhun arınması, nefsin ıslahı ve insanın terakki etmesi/yücelmesi imanla ve ibadetle mümkün olur

Bazı kimseler, kalp temizliğini sadece, insanlar hakkında bir kötülük düşünmemek yahut yardımsever olmak gibi basit bir çerçevede anlıyorlar Bununla da kalmayıp, insanlara iyi davranmakla, ibadet sorumluğundan kurtulduklarını sanıyorlar Bu düşünce, şeytanın bir oyunu ve tuzağıdır, nefsin de bir aldatmacasıdır

Bu kişiler, namazında niyazında olan bazı kimselerin, İslam’ın ruhuna aykırı düşen, başkalarına zarar veren davranışlarını tespit ediyorlar Bunu bahane ederek, “Bak, bu kişiler namaz kıldıkları halde şu şu hataları da yapıyorlar Ben böyle bir ikilem içine girmektense, namazı hiç kılmam daha iyi” diyerek kendi namazsızlıklarını bir özür olarak öne sürebiliyorlar

Bir defa, farzlarda yorum yapmaya hiç gerek yoktur Onlarda yanlış yorum yapmaya ve gerçeği saptırmaya da kimsenin hakkı yoktur Çünkü ortada yoruma açık bir durum söz konusu değil İnanan bir insanın yerine getirmesi gereken en önemli ve en hayatî ibadet namazdır Kendi tembelliğini, kendi ihmalini bahane göstererek “kalp temizliğini” öne sürüp namazı gereksiz görmek bir akıl mantık işi değildir

Karşınızda açlıktan kıvranan bir yoksul duruyor, hemen yanında da para içinde yüzen zengin birisi “Bu adama niçin yardım etmiyorsun?” diyecek oluyorsunuz O da “Siz benim yardım etmediğime bakmayın, benim kalbim şefkat dolu, merhamet dolu” diye karşılık veriyor

Şefkat ve merhamet, kalbe ait birer güzelliktir Fakat şefkat ve merhamet ancak aç ve fakir insanlara yardım edince kendini gösterir

İmanın da bu şekilde bir ortaya çıkışı vardır Kalbin, Allah’ın emirlerine itaat etmesi bir güzelliktir Bu güzelliğin belirtisi ve ispatı ise ibadettir

Kalplerinin temizliğini iddia ederek ibadetten kaçanların büyük çoğunluğu, nefsine uyarak ruhlarını karartan ve maddeden başka bir şey görmeyen insanlardır

Bir insan, namaz kıldığı halde nefsini yenememişse, işlerini Rabbinin emirlerine göre düzenleyememişse, bu adam namazın ruhuna erememiş demektir Ama o kul, bu hatasını namazı terk ederek tedavi edecek değildir Bunun yolu yine namazdan geçer Bu adam namazını böylece kılmaya devam etse de, özlenen o kemal noktaya varamadan ölse ne olur?

Mahşerde, o büyük hesap gününde, namazının sevabı da tartılır, işlediği hataların günahı da Neticede, günahları galip gelse ve cehenneme gitse de, sonunda yine cennete döner Ama elbette oradaki makamı da o noksan namazına uygun olacaktır

O mizanda, zerre kadar iyilik de kötülük de tartılacaktır Biz, “kalbimiz temiz” diyerek nefsimizi başköşeye oturtup başkalarının günahlarına bakacağımıza, kendi noksanlarımızla ilgilensek ve onları tamamlamaya gayret göstersek o gün daha kârlı çıkarız

Biz o âlemde, başkalarının hatası nispetinde değil, kendi sevabımız miktarınca derece alacağız Başkasının noksanlığı bizi yükseltmeyecek Bu dünyada bile onun misallerini yaşamıyor muyuz?

Bir meyveye elimiz erişmediği zaman, ayağımızın altına bir şeyler koyuyor ve ona ulaşıyoruz Yoksa boyu bizden daha kısa olanlara bakmakla midemize bir şeyler gitmiyor

Geliniz, hayalen mahşere gidelim:

“Günahkâr bir kimse ister ki o günün azabından (kurtulmak için) oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran sülalesini ve yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de tek kendisini kurtarsın” (Mearic, 70:11-15)

Şimdi bu âyetin sergilediği tabloyu birlikte seyredelim En yakınlarımızı bile feda etmemizin para etmeyeceği o meydanda, başkalarının kusurlu oluşunun bize bir fayda sağlamayacağını iyice anlayalım

Sonra dönelim dünyaya, kendimize gelelim Kusurlarımızı görüp, noksanlarımızı bilelim “Senin kalbin temiz” diyerek bizi oyalamaya çalışan ve ibadetten uzaklaştıran nefsimizi en büyük düşman tanıyalım Onunla çarpışalım Zaman en büyük sermaye Onu başkalarını tenkide değil, kendimizi tekmile sarf edelim (*)

Bu açıdan namazı küçümser bir tavır içinde bulunmak insanı tehlikeye götürür, imanını zedeler, dinî hayatını uçuruma sürükler Zaman içinde İslamî hassasiyeti de azalarak kendisini bütünüyle şeytana bir oyuncak haline getirir
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sehadetevurgunum.yetkinforum.com
 
"Sen namazı boş ver benim kaLbime bak! "
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» "istihare Namazı"
» "Benim Bacım"
» "Evvabin Namazı NasıL KıLınır?"
» "Cuma namazı kıLmak farzDır"
» "Benim aDım neyDi anne ?"

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ŞehaDete Vurqunum :: Namaz (Dinimizin Direği)-
Buraya geçin: